İngilizce mülakatta soruyu anlamadığında ne demeli? 24 hazır kalıp

İngilizce iş görüşmesinde soruyu kaçırdığında tekrar istemek, teyit etmek ve düşünmek için zaman kazanmak için kullanabileceğin 24 doğal kalıp.

Bu yazıda 9 bölüm var
  1. Soruyu tekrar istemek için ne denir?
  2. Anladığını teyit etmek için ne denir?
  3. Düşünmek için zaman istemek için ne denir?
  4. Bir kelimeyi anlamadığında ne denir?
  5. Cevabın ortasında kaybolduğunda ne denir?
  6. Online mülakatta ses ya da bağlantı sorunu olduğunda ne denir?
  7. Nelerden kaçınmalı?
  8. Hazırlık: soruları önceden duymaya alış
  9. Koldash burada nasıl yardım eder?

İngilizce bir iş görüşmesinde soruyu anlamamak çok olağandır: aksan, hızlı konuşma, bağlantı kalitesi ya da bilmediğin tek bir kelime yeterlidir. Yapılacak en kötü şey, anlamadığın bir soruya tahminle uzun bir cevap vermektir. Bunun yerine kibarca tekrar iste, anladığını teyit et ya da düşünmek için kısa bir zaman iste. Aşağıdaki 24 kalıbı duruma göre gruplandırdık.

Soruyu tekrar istemek için ne denir?

Soruyu hiç duyamadıysan ya da tamamen kaçırdıysan, doğrudan ve kibar bir tekrar isteği en iyisidir.

  1. Could you repeat the question, please? — Soruyu tekrar edebilir misiniz?
  2. Sorry, could you say that again? — Pardon, tekrar söyleyebilir misiniz?
  3. I’m sorry, I didn’t quite catch that. — Kusura bakmayın, tam anlayamadım.
  4. Would you mind repeating the last part? — Son kısmı tekrar eder misiniz?
  5. Could you speak a little more slowly, please? — Biraz daha yavaş konuşabilir misiniz?

“Sorry, I didn’t catch that” kalıbı, sorunun seste olduğunu ima eder; dil seviyene dair bir izlenim bırakmaz.

Anladığını teyit etmek için ne denir?

Soruyu duydun ama ne istendiğinden emin değilsen, kendi cümlelerinle tekrar et. Bu yöntem hem yanlış soruya cevap vermeni engeller hem de sana birkaç saniye düşünme süresi kazandırır.

  1. Just to make sure I understand, you’re asking about…? — Doğru anladığımdan emin olmak için, … hakkında mı soruyorsunuz?
  2. So you’d like to know how I…, is that right? — Yani … nasıl yaptığımı öğrenmek istiyorsunuz, doğru mu?
  3. Do you mean…, or…? — … mı demek istiyorsunuz, yoksa … mı?
  4. Are you asking about my current role or my previous one? — Şu anki görevimi mi soruyorsunuz, öncekini mi?
  5. When you say “…”, do you mean…? — “…” derken … kastediyorsunuz, değil mi?

Düşünmek için zaman istemek için ne denir?

Soruyu anladın ama cevabı toparlamak için birkaç saniyeye ihtiyacın varsa, bunu açıkça söylemek sessizlikten iyidir.

  1. That’s a good question. Let me think for a moment. — Güzel soru. Bir saniye düşüneyim.
  2. Give me a second to think of a good example. — İyi bir örnek düşünmem için bir saniye verin.
  3. Let me take a moment to organise my thoughts. — Düşüncelerimi toparlamak için bir saniye alayım.
  4. I haven’t thought about it that way before, but… — Daha önce bu açıdan düşünmemiştim ama…

Bir kelimeyi anlamadığında ne denir?

Sorunun tamamını anladın ama bir terim ya da kısaltma yabancı geldiyse, yalnızca o kısmı sor.

  1. Sorry, what do you mean by “…”? — Pardon, “…” ile neyi kastediyorsunuz?
  2. I’m not familiar with that term. Could you explain it? — Bu terime aşina değilim, açıklayabilir misiniz?
  3. Is that the same as…? — Bu … ile aynı şey mi?

Şirkete özgü bir kısaltmayı bilmemek normaldir. Bilmediğin bir terimi biliyormuş gibi yapmak, sonraki sorularda seni zor durumda bırakır.

Cevabın ortasında kaybolduğunda ne denir?

Cevap verirken sorunun asıl ne olduğunu unutabilirsin. Toparlamak için:

  1. Sorry, let me go back to your question. — Pardon, sorunuza döneyim.
  2. To answer your question more directly… — Sorunuzu daha doğrudan cevaplamak gerekirse…
  3. Did that answer your question? — Sorunuzu cevaplayabildim mi?

Son kalıp, uzun bir cevabın sonunda görüşmeciye söz verir ve eksik kalan bir noktayı sormasını kolaylaştırır.

Online mülakatta ses ya da bağlantı sorunu olduğunda ne denir?

  1. Sorry, you cut out for a second. Could you repeat the last part? — Pardon, sesiniz bir anlığına kesildi. Son kısmı tekrar eder misiniz?
  2. I think there’s a delay on the line. — Sanırım hatta bir gecikme var.
  3. Can you hear me clearly? — Beni net duyabiliyor musunuz?
  4. Would it help if I turned off my camera? — Kameramı kapatsam daha iyi olur mu?

Nelerden kaçınmalı?

  • Tek kelimelik karşılıklar: “What?” ya da yalnızca “Pardon?” mülakatta kaba algılanabilir. Tam bir cümle kur.
  • Anlamış gibi yapmak: Yanlış soruya verilen uzun bir cevap, bir netleştirme sorusundan çok daha fazla puan kaybettirir.
  • Her soruda tekrar istemek: Bir iki kez doğaldır; her soruda tekrar istemek hazırlıksız görünmene yol açar.
  • Özür dilemeyi abartmak: “I’m so sorry, my English is not very good” gibi cümleler gereksiz yere dikkati dil seviyene çeker. Kısa bir “Sorry” yeterlidir.

Hazırlık: soruları önceden duymaya alış

Soruyu anlamamanın en yaygın nedeni, sorunun kalıbına yabancı olmaktır. Mülakattan önce:

  • Pozisyon için sık sorulan soruları İngilizce olarak yüksek sesle dinle; okumak yetmez.
  • Kendi deneyiminden 4–5 hikâyeyi (bir başarı, bir hata, bir anlaşmazlık, bir liderlik anı) İngilizce olarak hazırla. STAR yöntemi (Durum, Görev, Eylem, Sonuç) bu hikâyeleri düzenlemene yardım eder.
  • Alanına özgü terimleri ve şirketin ürün adlarını bir listede topla; telaffuzlarını dinle.
  • Yukarıdaki kalıplardan her gruptan birini seç ve ezberle. Gergin anda akla ilk gelen, en çok tekrar ettiğin cümle olur.

Koldash burada nasıl yardım eder?

Koldash, konuşmayı Türkçe, İngilizce ya da Almanca olarak canlı yazıya döker; kaçırdığın bir soruyu ekranda okuyabilirsin. Mülakat amacıyla hazırladığın bir şablona CV’ni ve notlarını eklersen, soru geldiğinde konuşmanın dilinde, yalnızca senin hazırlığındaki gerçeklere dayanan kısa bir cevap önerir; hazırlığında olmayan kişisel bir soruda tahmin yürütmek yerine susar. Toplantıdan önce Şablonu test et ile soruları yazarak deneyebilirsin.

Bazı şirketler mülakat sırasında dış yardım kullanımına izin vermez. Görüşmeye girmeden önce şirketin kurallarını kontrol et ve onlara uy. Asıl amaç, mülakattan önce hazırlanıp mülakatta kendin konuşabilmektir.

Sık sorulan sorular

Mülakatta soruyu tekrar istemek kötü bir izlenim bırakır mı?

Genelde hayır. Bir kez kibarca tekrar istemek ya da anladığını teyit etmek, yanlış soruya uzun bir cevap vermekten çok daha iyi bir izlenim bırakır. Sorun, her soruda tekrar istemek olur; bunun önüne hazırlıkla geçebilirsin.

“Pardon?” demek yeterli mi?

Günlük konuşmada yeterlidir ama mülakatta tek kelimelik bir karşılık kaba algılanabilir. “Sorry, could you repeat that?” ya da “Could you say that again, please?” gibi tam bir cümle daha uygundur.

Soruyu anlamadığımı nasıl fark ettirmeden düşünebilirim?

Soruyu kendi cümlelerinle tekrar etmek hem anladığını teyit eder hem de sana birkaç saniye kazandırır: “So you’d like to know how I handled…, right?” Görüşmeci onaylarsa cevaba geçersin, düzeltirse soruyu doğru anlamış olursun.

Online mülakatta ses kesilirse ne demeliyim?

Sorunu açıkça söyle: “Sorry, you cut out for a second. Could you repeat the last part?” Bağlantı sorunu tekrar ederse kamerayı kapatmayı ya da başka bir bağlantıya geçmeyi önerebilirsin.

Diğer yazılar